Üniversitemiz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Türk Dili ve Edebiyatına Genç Yaklaşımlar Öğrenci Sempozyumu“, 100. Yıl Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ilk gün oturumlarıyla başladı. Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda, Türk dili ve edebiyatının farklı alanlarına yönelik akademik çalışmalar bilimsel bir zeminde ele alındı.
Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın ardından başlayan program, açış konuşmalarıyla devam etti. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerinin aktif katkılarıyla organize edilen etkinlikte genç araştırmacılar, hazırladıkları bilimsel bildirileri akademik kamuoyuyla paylaşma fırsatı buldu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Günil Özlem Ayaydın Cebe koordinasyonunda gerçekleştirilen sempozyumun, Üniversitemiz Sanat ve Edebiyat Topluluğu ile Yaşayan Miras Topluluğu’nun desteğiyle hayata geçirildiği belirtildi.
“Sempozyumlar Akademik Hayatın Doğal Akışıdır”
Sempozyumu açış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Günil Özlem Ayaydın Cebe, bu sempozyumlarda şimdiye dek kapanış konuşmaları yaptığını, ilk kez açılış kürsüsüne geçtiğini belirterek söze başladı. Henüz yaşanmamış bir etkinliğin eşiğinde geçmişe bakarak düşüncelerini paylaşan Ayaydın Cebe, öğrenci sempozyumlarının kendisi için taşıdığı özel anlamı dile getirdi. Yüksek lisans ve doktora yıllarında bölümünün düzenlediği sempozyumlarda bildiri sunduğunu, etkinliklerin mutfağında pek çok görev üstlendiğini anlatan Ayaydın Cebe, o yılların akademik mimarı olarak sempozyumları düzenleyen hocası Dr. Süha Oğuzertem‘i minnetle andı. Geçen yıl 6 Mayıs’ta aramızdan ayrılan Dr. Oğuzertem’in öğrencilerine görevler verdiğini, onlara güvendiğini ve her etkinlikte her birinin akademik topluluğun parçası hâline gelmesi için yeni olanaklar yarattığını aktaran Ayaydın Cebe: “Akademinin bilgi, emek, özen ve sorumluluk üzerinde yükseldiğini ondan öğrendim.” dedi. Ayaydın Cebe, Bilkent Üniversitesi Türkiye Edebiyatı Bölümünde başlayan akademik yolculuğunu ve ilk bildirisini nasıl makaleye dönüştürdüğünü de paylaştı. Zamanla öğretim üyesi olan Ayaydın Cebe, Dr. Oğuzertem’in açtığı yoldan ilham alarak lisans öğrencilerini de akademik üretime dâhil etmeyi hedeflediğini ve ilk görev yeri Nevşehir Hacıbektaş Veli Üniversitesinde 2011’den itibaren “Genç Yaklaşımlar” başlığı altında öğrenci sempozyumları düzenlemeye başladığını anlattı. Pandemi ve 2023 depremi gibi kesintilere karşın bu etkinlik geleneğini sürdürdüğünü belirten Ayaydın Cebe, Nevşehir’de toplam 103, Samsun Üniversitesi’nin ilk iki sempozyumunda ise 39 bildiri sunulduğunu; toplamda 142 öğrenci bildirisinin akademiyle buluştuğunu vurguladı. Konuşmasını öğrencilere seslenerek tamamlayan Ayaydın Cebe, sempozyumlarda sunulan her bildirinin, sorulan her sorunun ve yapılan her tartışmanın araştırmacıyı olgunlaştırdığını; bu tür etkinliklerin hocalar ile öğrencileri aynı düşünce zemininde buluşturduğunu ifade etti. “Her sunum yeni bir adım demektir. Her soru düşünceyi biraz daha derinleştirir. Her tartışma araştırmanın ufkunu biraz daha genişletir.” diyen Ayaydın Cebe, lisans yıllarında bilimsel bir etkinliğin parçası olmanın ve akademik anılar biriktirmenin değerini öğrencilerin şimdiden kavramasını diledi.
Yeni Türk Dili Oturumu
Sempozyumun ilk akademik oturumu olan “Yeni Türk Dili Oturumu“, Prof. Dr. Erkan Hirik başkanlığında gerçekleştirildi. Yeni Türk Dili ekseninde şekillenen bu oturumda dört bildiri sunuldu. Oturum kapsamında Elif Küçük, “Köktürk Yazıtlarında Sezdirim Bildiren İfadeler” başlıklı bildirisiyle tarihî Türk dili metinlerinde sezdirim unsurlarını ele aldı. Ayşe Nur Buz, “Fiille Eşdizimli Kullanılan Morfolojik Yapılar Üzerine” başlıklı çalışmasında dilbilimsel yapıların kullanım biçimlerini değerlendirdi. Beytullah Turun, “Ortak Söz Varlığında Ortaklaşmayan Anlamlar: Türkiye Türkçesi – Azerbaycan Türkçesi Birleşik İsim Yapıları” adlı bildirisiyle iki lehçe arasındaki anlam farklılaşmalarını incelerken; Nagehan Karamanoğlu ise “Yunus Emre Divanı’ndan Bir Katkısız Fiil Örneği Olarak eyle-” başlıklı sunumuyla klasik Türk dili çalışmalarına katkı sundu.
Yeni Türk Dili ve Edebiyatı Oturumu
Öğle arasının ardından gerçekleştirilen “Yeni Türk Dili ve Edebiyatı Oturumu”na Prof. Dr. Seçil Hirik başkanlık etti. Dil ve edebiyat kesişiminde şekillenen bu oturumda dört bildiri katılımcıların ilgisiyle karşılandı. Tuğçenur Yıldız, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde İş Birliği İlkelerinin Görünümleri” başlıklı bildirisiyle Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserindeki toplumsal ve kurumsal yapıları ele aldı. Pelin Öztürk, “Yazarların İstanbul’u: Hür Şehrin İnsanları ve Kara Kitap’ta Zaman ve Mekânın Karşılaştırılması” başlıklı sunumunda iki eser üzerinden İstanbul’un edebî temsilini değerlendirdi. İlkim Mersa Şensoy, “Berci Kristin Çöp Masalları’nı Metinsellik Ölçütleri Bağlamında İnceleme” başlıklı bildirisiyle metinsellik kavramı çerçevesinde çözümlemeler yaptı. Kardelen Kahveci ise “Dijitalleşen Dünyada Bir Çıkış Kapısı: Telefon Melefon Yok” başlıklı çalışmasında dijital çağın birey üzerindeki etkilerini ele aldı.
Eski Türk Edebiyatı Oturumu
Günün son akademik oturumu olan “Eski Türk Edebiyatı Oturumu”, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Altuğ Yayla başkanlığında yürütüldü. Klasik Türk edebiyatının büyük temsilcilerini ve yapıtlarını özgün kuramsal çerçevelerle yeniden okuyan dört bildiri, sempozyumun birinci gününü akademik açıdan güçlü bir kapanışla taçlandırdı. Ravza Göktaş Öztürk, “Nedim Şiirinde ‘Suret’ ve ‘Mana’: Âlem-i Misal Doktrininin Estetik Tezahürleri” başlıklı bildirisiyle klasik şiirde metafizik estetik unsurları değerlendirdi. Cansu Mırık, “Osmanlı Edebiyatında İnsan Biçimcilik: Harnâme Örneğinde Bilgelik ve Cehalet” başlıklı bildirisiyle alegorik anlatım unsurlarını analiz etti. Hanife Önder ise “Çölün Dönüştürücü Gücü: Fuzuli’nin Leyla vü Mecnun’unda Mekân ve Dönüşüm” başlıklı sunumunda klasik mesnevi geleneğinde mekânın dönüştürücü rolünü değerlendirdi. Türk dili, modern Türk edebiyatı ve klasik Türk edebiyatı alanlarında hazırlanan bildirilerin yoğun ilgi gördüğü sempozyumun ilk günü, genç araştırmacıların akademik birikimlerini paylaşmalarına ve bilimsel tartışma ortamının güçlenmesine katkı sundu.
Türk Halk Edebiyatı Oturumu
Sempozyumun ikinci gün programı, “Türk Halk Edebiyatı Oturumu” ile başladı. Doç. Dr. Ahmet Keskin başkanlığında gerçekleştirilen oturumda Beyzanur Köse, “Ritüel ve Kutsalla İletişim İşlevinden Sosyal Medyada Akraba Parodisine: Geçmişten Günümüze Büyü Algısında Pragmatik Dönüşüm” başlıklı bildirisiyle geleneksel inanışların dijital kültürdeki dönüşümünü ele aldı. Yaren Karabaş, “Gülüyorum ama Hiç Komik Değil”: Kültür, Gösterge ve Yorum Bağlamında Sokağa Yansıyan Mizah” başlıklı sunumuyla toplumsal mizahın kültürel kodlarını değerlendirdi. Pelin Güner, “Âşıklık Geleneğinden Dijital Kültür Ortamına: İnsanın Değişmeyen Sorunları Karşısında Mizahın Dönüşen İşlevleri” başlıklı bildirisiyle mizahın tarihsel değişimini ele aldı. Eda Nur Işık ve Sinem Onan, “Halk İnanışları ve Ziyaret Fenomeni Bağlamında Türbeler ve Türbedarlık” başlıklı çalışmalarıyla halk inançları ekseninde türbe kültürünü değerlendirdi. Yaren Çakır ve Rumeysa Sarıçıyan ise “Anlatsam Roman Olur”: Meslek Folkloru Kapsamında Oluşan Deneyim Anlatıları” başlıklı bildirileriyle meslek folklorunun anlatı boyutunu ele aldı.
Yeni Türk Edebiyatı Oturumu
Öğle arasının ardından gerçekleştirilen “Yeni Türk Edebiyatı Oturumu”na Doç. Dr. Hasan Harmancı başkanlık etti. Tuğçe Serttaş, “Hançerli Hanım Hikâye-i Garibesi’nde Klasik Kültürün İzleri” başlıklı bildirisiyle klasik kültür unsurlarının metindeki yansımalarını değerlendirdi. Gonca Engin, “Zavallı Kızcağız: Ermeni Harfli Türkçe Bir Hikâyeye Feminist Yaklaşım” başlıklı sunumuyla feminist eleştiri perspektifinden çözümlemeler yaptı. Hatice Purtaş ise “Altı Harfli Bir Tatlı’da Kuşaklar Arası İletişim” başlıklı çalışmasıyla kuşak ilişkilerini edebiyat bağlamında değerlendirdi.
Eski Türk Dili Oturumu
Sempozyumun son oturumu olan “Eski Türk Dili Oturumu”, Dr. Öğr. Üyesi Neslihan Çelik Bay başkanlığında gerçekleştirildi. Handenur Çetin, “Eski Uygur Türkçesi Dönemi Satış Belgelerinde Tarafların Sosyal Statüsü” başlıklı bildirisiyle tarihî belgeler üzerinden toplumsal yapı çözümlemeleri yaptı. Ayşe Sarıkaya, “Dört Dervişin İzinde: Hikâye-i Çehâr Derviş Üzerine Yapılan Çalışmalar” başlıklı sunumunda klasik anlatı geleneğine ilişkin çalışmaları değerlendirdi. Gülcan Sakarya ise “Çaştani Bey Hikâyesinde Belirtili İsim Tamlamalarının Yapısal İncelemesi” başlıklı bildirisiyle tarihî Türk dili metinlerinin yapısal özelliklerini ele aldı. Oturumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümlerinde öğrenciler, sunumlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak akademik tartışma ortamının güçlenmesine katkı sundu. Özellikle metodoloji, kaynak kullanımı ve araştırma teknikleri üzerine yoğunlaşan etkileşimlerde, oturum başkanları ve akademisyenler genç araştırmacılarla deneyimlerini paylaşarak çeşitli önerilerde bulundu. Katılımcılar da birbirlerinin çalışmalarına yönelik görüş ve değerlendirmelerini aktararak bilimsel paylaşım ortamını zenginleştirdi. Programın sonunda sempozyuma katkı sunan öğrencilere teşekkür belgeleri takdim edilirken, etkinlik toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.











































