Üniversitemizde “Farklı Bakış Açılarıyla Şiddeti Anlamak” Paneli Gerçekleştirildi

Haberler - 02 Aralık 2024 Pts

Üniversitemiz Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında düzenlenen “Farklı Bakış Açılarıyla Şiddeti Anlamak” başlıklı panel, Canik Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Şiddet olgusunun farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinliğe, Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Aydın, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Salih Kesgin ile akademik ve idari personelimizin yanı sıra çok sayıda öğrencimiz katılım gösterdi.

Moderatörlüğünü Üniversitemiz İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Hacer Çetinkaya Çelebi’nin üstlendiği panele alanında uzman isimler değerlendirme ve sunumlarıyla katkıda bulundu. Samsun Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğü Kuruluş Müdür Vekili Sevil Bilasa, çocuklara yönelik hizmetler ve şiddetle mücadelede alınan önlemler üzerine konuşurken, Samsun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Değirmencioğlu, şiddetin hukuksal boyutlarını ele alan bir sunum gerçekleştirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Şiddet Önleme Merkezi Müdürü Tuğba Talay Tacar, şiddetle mücadelede kurumsal yaklaşımları anlatırken Samsun T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Sosyal Hizmet Uzmanı Nihan Efe ise, ceza infaz kurumlarındaki rehabilitasyon süreçlerine dair bilgileri katılımcılarla paylaştı.

Rektör Aydın: “Şiddetin Temelinde Farklılıkları Kabul Etmeme Var”

Üniversitemiz Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Farklı Açılardan Şiddeti Anlamak” başlıklı panelin açılış konuşmasını Rektörümüz Prof. Dr. Mahmut Aydın, gerçekleştirdi. Şiddetin toplumsal bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aydın, bu tür etkinliklerin, şiddetin nedenlerini anlamak ve çözüm önerileri geliştirmek adına büyük önem taşıdığını belirtti.

Konuşmasında, şiddetin kişisel ve toplumsal boyutlarına dikkat çeken Rektör Aydın, şiddetin temelinde kişinin kendi bakış açısını mutlaklaştırmasının yattığını ifade ederek, “Şiddet, maalesef toplumun hemen her kesiminde rahatça görebileceğimiz bir olgu. Şiddetin kaynağı, bakış açılarımızdan ve tanımlarımızdan kaynaklanıyor. Ben de dinlerde şiddet üzerinde çalışan bir akademisyen olarak şunu vurgulamak isterim: Şiddet, kişinin kendi bakış açısını mutlaklaştırmasıyla başlar. ‘Ben doğruyum, diğerleri yanlıştır’ mantığıyla hareket edildiğinde, diğerlerini düzeltme çabasıyla başlayıp sonunda yok saymaya kadar varan bir sürece giriliyor.” diye konuştu. Rektör Aydın, konuşmasında “Yapılması gereken, birbirimizin farklılıklarını kabul etmektir.” ifadesine yer vererek şiddetin yalnızca bireyler arasında değil, küresel ölçekte de görüldüğünü söyledi. Rektör Aydın: “Maalesef dünya bir şiddet ve savaş ikliminde. Gazze’de, Suriye’de, Irak’ta yaşananlar, kaynakların adaletsiz paylaşımı ve insanlığın açgözlülüğünden kaynaklanıyor.” diye konuştu.

Rektör Aydın, panelin özellikle psikoloji ve sosyoloji öğrencileri için önemli bir öğrenme ve farkındalık fırsatı sunduğunu belirtti. Öğrencilerin bu bilgileri toplumsal huzuru sağlamak için kullanmalarını dilediğini ifade eden Aydın, etkinliği düzenleyen Psikoloji Bölümü öğretim üyelerine teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

“Şiddetin Çok Boyutlu Yapısını Anlamalıyız”

Panelin moderatörlüğünü yapan Dr. Öğr. Üyesi Hacer Çetinkaya Çelebi, şiddetin toplumsal yapının birçok alanını etkileyen karmaşık bir olgu olduğuna dikkat çekti. Çelebi, belirli gün ve haftaların, toplumsal farkındalık oluşturmak ve çözüm yolları geliştirmek açısından önemli olduğunu belirterek: “Şiddetin çok boyutlu yapısını anlamak, onunla etkili bir şekilde mücadele edebilmenin ilk adımıdır. Bu noktada, farkındalık yaratmak kadar, toplumsal dönüşüm için bir çağrıda bulunmanın önemine inanıyoruz. Kadına yönelik şiddet, fiziksel, psikolojik ve ekonomik boyutlarıyla bireyleri olduğu kadar aileleri ve toplumu da derinden etkilemektedir. Bu nedenle, şiddetle mücadelede farkındalık oluşturmak, çözüm üretmek ve dayanışma içinde olmak hepimizin sorumluluğudur. Bugünkü panelimiz, bu önemli meseleye dair farklı perspektifler sunmayı ve somut adımlar atmak için tartışma ortamı oluşturmayı hedeflemektedir.” ifadelerini kullandı.

“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Çok Taraflı Yaklaşım Şart”

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürü Tuğba Talay Tacar, konuşmasında şiddet olgusunun bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele aldı. Şiddetin yalnızca mağduru değil, tanık olan bireyleri de derinden etkilediğini belirten Tacar, şiddet döngüsünü kırmanın bireylerin korku, ekonomik bağımlılık ve toplumsal baskılar gibi nedenlerle zorlaştığını ifade etti.

Tacar, şiddetin çocuklar üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerine dikkat çekerek, “Aile içi şiddete tanık olan çocuklar, duygusal sıkıntı, travma sonrası stres bozukluğu ve davranış bozuklukları gibi sorunlar yaşayabiliyor. Bu etkiler, gelecekte saldırganlık ve suça eğilim gibi daha büyük problemlere dönüşebiliyor” dedi. Ayrıca, ŞÖNİM olarak mağdurlara barınma, hukuki destek ve psikososyal hizmetler sunduklarını belirten Tacar, kadına yönelik şiddetle mücadelede devlet, sivil toplum ve bireylerin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak: “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak, şiddet mağdurlarını korumak ve şiddeti önlemek için birçok hizmet birimi oluşturduk. Kadın konukevleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), sosyal hizmet merkezleri ve ALO 183 gibi destek hatlarımız ile mağdurlara yönelik kapsamlı bir destek mekanizması sunuyoruz. Bu mekanizmalarla, mağdurlara barınma, psikososyal destek, hukuki danışmanlık ve ekonomik destek gibi çeşitli alanlarda yardımcı oluyoruz. Samsun ŞÖNİM olarak, şiddet mağdurlarının ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçlara uygun bireyselleştirilmiş hizmetler sunmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Örneğin, kadın konukevlerimizde mağdurlara yalnızca fiziksel bir barınma alanı sunmuyoruz, aynı zamanda onların psikolojik ve ekonomik olarak güçlenmelerine destek oluyoruz. Mesleki eğitim programları ve istihdam destekleri ile kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarını sağlıyoruz. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca bir kurumun üstlenebileceği bir görev değildir. Bu mücadelede devlet, sivil toplum, medya ve bireyler olarak hepimize sorumluluk düşmektedir. Şiddetle mücadelede topyekûn bir yaklaşımı benimsemeli, toplumda yerleşmiş kalıp yargıları ve olumsuz tutumları değiştirmek için birlikte hareket etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki, kadına yönelik şiddet bir insan hakkı ihlali ve suçtur. Bu suça sessiz kalmak, suça ortak olmak demektir.” açıklamasında bulundu.

 “Çocuklara Yönelik Hizmetlerle Travmaları Azaltmayı Amaçlıyoruz”

Samsun Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğü Kuruluş Müdür Vekili Sevil Bilasa, konulu konuşmasında cinsel istismar mağduru ve travma yaşamış çocuklara yönelik yürütülen Anka Çocuk Destek Programı’ndan bahsetti. Bu programın, çocukların bireysel farklılıklarını dikkate alarak psikososyal destek sağladığını belirten Bilasa, “Amacımız, çocuklarımızın yaşadıkları travmaların etkilerini en aza indirmek ve onların yaşam becerilerini geliştirmektir. Anka Çocuk Destek Programı kapsamında, çocuklarımızın bireysel farklılıklarını ve ihtiyaçlarını dikkate alarak, kişisel gelişimlerini destekliyoruz. Programın temel hedefleri arasında çocuklarımızın, kendine güvenen, düşünen, geliştiren, yaşam becerilerini zenginleştiren ve mutlu bireyler haline gelmelerini sağlamak yer alıyor. Bu kapsamda, suça sürüklenen, suç mağduru olan, sokakta yaşamış veya madde bağımlılığı gibi sorunlarla karşılaşmış çocuklara özel destek mekanizmaları geliştirdik.” ifadelerini kullandı. Bilasa, çocukların bireysel danışmanlık ve grup çalışmalarıyla desteklendiğini belirterek, “Aile danışmanlığı kapsamında, etkin ebeveynlik becerileri kazandırmayı ve aile içi ilişkileri güçlendirmeyi hedefliyoruz. Her çocuğumuza bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla, onların ihtiyaçlarına göre destek sunmaya çalışıyoruz. Amacımız, bu çocuklarımızın hayata daha sağlam bir şekilde tutunmalarını sağlamak ve topluma faydalı bireyler olarak kazandırılmalarına yardımcı olmaktır. Çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmak ve onlara daha iyi bir gelecek sunmak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” dedi.

 “Hukuki Düzenlemelerde Etkin Uygulama Şart”

Samsun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Burcu Değirmencioğlu, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası ve ulusal hukuki düzenlemeleri değerlendirdi. 1979 tarihli CEDAW’dan (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) birçok düzenlemenin bu alanda önemli bir çerçeve sunduğunu belirten Değirmencioğlu, Türkiye’nin 6284 sayılı Kanun’la şiddetle mücadelede önemli bir adım attığını vurguladı.

6284 sayılı Kanun’un koruyucu ve önleyici tedbirler sunduğunu ifade eden Değirmencioğlu, “Koruyucu tedbirler, mağdurların güvenliğini sağlamada önemli bir rol oynuyor, ancak uygulamada bazı zorluklarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle hukuki süreçlerin etkili bir şekilde denetlenmesi gerekiyor.” diyerek kadınların yanı sıra çocuk koruma ve medeni kanun kapsamında sunulan diğer yasal düzenlemelerin de mağdurların korunmasında etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini belirtti.

Değirmencioğlu, hukuki düzenlemelerin yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması, etkili bir şekilde uygulanması ve bireylerin insan haklarından tam anlamıyla yararlandırılması gerektiğine dikkat çekerek, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede yalnızca 6284 sayılı Kanun’un değil, Çocuk Koruma Kanunu ve Medeni Kanun gibi diğer düzenlemelerin de etkin bir şekilde kullanılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu süreçte, velayet, nafaka ve kişisel ilişki kurulması gibi düzenlemeler de mağdurların korunması açısından önem taşımaktadır. Bu kapsamda, hukuki düzenlemelerin daha etkin bir şekilde uygulanması ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesiyle, kadına yönelik şiddetle mücadelede daha güçlü adımlar atılabileceğine inanıyorum.” açıklamasında bulundu.

 “Cezaevlerinde Şiddetle Mücadelede Rehabilitasyon Önemli”

Samsun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Sosyal Hizmet Uzmanı Nihan Efe, şiddet suçlarından hüküm giymiş bireylerle yapılan çalışmaları aktardı. Psiko-Sosyal Yardım Servisi bünyesinde yürütülen programlarda, hükümlülerin suç işleme nedenlerinin analiz edildiğini ve öfke kontrolü gibi özel eğitim programlarının uygulandığını belirten Efe, “Amacımız, bireylerin travmatik geçmişlerini anlayarak onları yeniden topluma kazandırmaktır.” dedi.

Efe, cezaevindeki kadın hükümlüler ve çocuklar için özel düzenlemelerin bulunduğunu ifade ederek, “Özellikle kadın hükümlüler açısından, eğer kendilerinin 0-6 yaş arası çocukları varsa bu çocuklar kurum içerisinde anneleriyle birlikte kalabilmektedir. Daha büyük yaştaki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için diğer kurumlarla iş birliği yapıyor ve sosyal destek mekanizmalarını devreye sokuyoruz. Bunun yanında, hükümlülerin tahliye süreçlerinde, şiddet suçlarına karışmamaları adına ilgili emniyet birimleriyle koordinasyon sağlanmaktadır. Son olarak, ceza infaz kurumunda düzenlediğimiz iyileştirme faaliyetlerinden bahsetmek istiyorum. 2024 yılı içerisinde, hükümlü ve tutuklularımıza yönelik olarak evlilik, iletişim ve yaşam becerileri gibi konularda 10’dan fazla seminer gerçekleştirdik. Ayrıca, hobi çalışmaları, meslek edinme atölyeleri ve iş yurdu programları gibi faaliyetlerle bireylerin salıverilme sonrası topluma daha sağlıklı bir şekilde uyum sağlamalarını hedefliyoruz. Bu kapsamlı çalışmalarla, hem bireysel gelişimi desteklemeyi hem de toplumda şiddet döngüsünü kırmayı amaçlıyoruz. Psiko-Sosyal Servis olarak, şiddetle mücadelenin bireysel iyileştirme süreçlerinden geçtiğine inanıyoruz.” dedi. Efe  ayrıca, hükümlülerin tahliye süreçlerinde şiddetle tekrar ilişkilendirilmemesi için emniyet birimleriyle koordinasyon sağlandığını da sözlerine ekledi.

Panelin sonunda, katılımcıların soruları yanıtlanarak şiddetle mücadelede bireylerin ve toplumun rolüne dikkat çekildi. Program, konuk konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

 

Canlı Destek