Prof. Dr. İsmail Hakkı Genç: “Refah ekonomisini bırakıp, felah ekonomisinin peşinde koşmalıyız”

Samsun Üniversitesi Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSAM), “Öteki Buluşmalar” dizisinde bu hafta Sharjah American University’de ekonomi profesörü olan Prof. Dr. İsmail Hakkı Genç’i ağırladı. Zoom uygulaması üzerinden gerçekleştirilen programda “Covid-19 Sonrası Genel Ekonomi ve Maliyet Politikaları” başlığı altında Prof. Dr. Genç pandemi sırasında ve sonrasında dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin sebep olacağı sonuçlar hakkında birtakım öngörülerde bulunarak, kriz sonrası hızlı bir şekilde toparlanabilmek için ulusal ve uluslararası düzeyde neler yapılması gerektiği hususunda düşüncelerini dile getirdi.

Koronavirüs konusunda hiç kimse, hiçbir şey bilmiyor

“Hepimizin bildiği gibi insan kontrol edemediği şeylerden korkar. İnsan da bilmediği şeyi kontrol edemez. Koronavirüs konusunda benim gözlemlediğim kadarıyla hiç kimse hiçbir şey bilmiyor. Koronavirüsün akrabalarını, kuzenlerini falan gördük daha önceden SARS ve MERS gibi. Onlara dayanarak bazı şeyler söylüyoruz ama çok uzun olmayan bir süreçte görüyoruz ki onlar da pek doğru değilmiş” diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Genç, aslında sürecin herkes için bir belirsizlik barındırdığının altını çizdi.  Pandemi hakkında çok fazla bilgi olduğunu ama bu bilgilerin sürekli değiştiğini ve bir süre daha da bu şekilde devam edeceğini, mevcut belirsizliğin ise üretim ve tüketim zincirinin her aşamasını kırdığını ifade etti.

Süreci değerlendirirken pandeminin kısa, orta ve uzun vadede etkili olması sonucunda meydana gelebilecek olan durumları ele alan Prof. Dr. Genç, bu üç süreç için farklı sonuçlarla karşılaşılabileceğini ifade etti.

Teknoloji en büyük eşitleyicidir

Prof. Dr. Genç, krizin etkisinin kısa sürmesinin sonucunda değişimin kişi bazında olacağını, bu değişim iktisadi anlamda ele alınırsa kişilerin daha çok teknoloji ağırlıklı mesleklerin seçimine yönelerek, gençlerin etraflarına çok bağımlı kalmadan üretim yapabilecekleri meslekleri tercih edeceklerini belirtti. Kişinin teknolojik anlamda belirli bir yetkinliğe sahip olması durumunda bazı sektörlerde dünyanın her tarafı ile yarışılabileceğini, üstelik bunları gerçekleştirirken de dünyanın herhangi bir yerinde bulunmanın bir önemi olmadığını belirten Genç, teknolojinin çok büyük bir eşitleyici olduğunu ve dünyanın abc’si olarak nitelendirdiğini, bilim ve teknolojinin birbirleri ile olan bağlantısından dolayı teknolojinin bilime dayanarak geliştiğini ama bunun için de sağlam bir teknolojik altyapının mevcut olması gerektiğinin altını çizdi.

Ülke bazında tedarik zincirinin hızlanmasının önem kazanacağını düşünüyorum

“Orta vadede benim görebildiğim kadarıyla kriz bizimle bir müddet kalmaya devam ederse ülke bazında tedarik zincirinin hızlanmasının önem kazanacağını düşünüyorum. Orta vadede özellikle temel ihtiyaç maddeleri gıda, sağlık gibi konularda ülkelerin daha içe kapanık, iktisadi anlamda daha korumacı olacaklarını düşünüyorum” diyerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Genç, stratejik sektörlerin yeniden tarif edileceğini, bunlara bir odaklanma olacağını ve stratejik sektörlerin büyük olasılıkla gıda, sağlık ve güvenlik olarak tarif edileceğini ifade etti. Bu yüzden de stratejik alanda karar mekanizmalarının daha hızlı işlemesi için üretim metotlarının otokratikleşeceğini belirtti.

Bu krizde süre uzadıkça daha az özgürlük ve mahremiyet ile karşı karşıya kalacağız

Prof. Dr. Genç, pandeminin etkisinin çok uzun sürmesinin sonuçları ile ilgili öngörülerde bulunurken, otokratik devletlerin vazgeçemeyecekleri değerleri ve ihtiyaçları sorgulayacaklarını insanların gıda ve sağlığı seçmeleri sonucunda uluslararası sorgulamaların olacağını belirtti. Bunun tabiî sonucu olarak da hangi tür meslekler vazgeçilmezdir, dolayısıyla o meslekleri icra eden insanlara vereceğimiz maaş nedir, soruları ile birlikte eşitlik ve eşitsizlik tartışmalarının da gündeme geleceğini sözlerine ekledi. “Netice olarak benim gördüğüm bu krizin bizimle ne kadar uzun kaldığına bağlı olarak süre uzadıkça daha az özgürlük daha az demokrasi ve daha az mahremiyet ile karşı karşıya kalacağız” diye belirten Prof. Dr. Genç, hayatta kalma amacımızdan dolayı bazı şeylerde fedakârlık yapmamızın kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Genç, yaptığı tüm bu öngörülerin aslında virüsün bizimle yaşama süresine bağlı olarak değişeceğini de ifade etti.

Pandemi sürecinin iktisadi etkilerinden bahsederken Prof. Dr. Genç, Covid-19un sebep olduğu kriz ile daha önceden yaşanan krizleri karşılaştırarak, Covid-19’un sebep olduğu bilançonun ağır olduğunu belirtti. “Zaten mevcut durumda Amerika’da işsizlik oranı %15’lere kadar dayanmış durumda bunun içinde sağlık çalışanları bile var çok garip. Dolayısıyla işsizlik anlamında büyük bir problemle karşılaşacağımız aşikar. Bu şok bize Büyük Buhran’dan bile daha büyük olabileceğini gösteriyor” ifadelerinde bulundu. Prof. Dr. Genç, Covid-19 ile mücadele eden dünya ekonomisinin önde gelen devletlerin büyük çoğunluğunun bu durumu savaş ekonomisine benzettiklerini, aslında savaş ekonomilerinde yediden yetmişe herkesin üretime katıldığını hatta bu dönemlerin istihdamın en yüksek dönemleri olduğunun altını çizerken, şu an bulunduğumuz durumun bunun tam aksini gösterdiğini yani aslında “garip bir savaş ekonomisi” içerisinde olduğumuzdan bahsetti.

Sözlerine “Dünyanın, tüketimi büyük olan ekonomilerinin tüketiminde problem var” diyerek devam eden Prof. Dr. Genç, istenildiği kadar üretim yapılsın eğer tüketici almıyorsa üretimin bir anlamı olmadığını ve belirsizlik nedeniyle insanların lüks tüketimi durdurduğunu onun yerine asli ihtiyaçlara yöneldiklerini ifade etti. Korona sonrası yeni bir normalin bizi beklediğini, dünyada daha az talebin olacağını bu durumun düşük enflasyona sebep olabileceğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Genç, arzın kısıtlanması durumunda ise Türkiye bağlamında enflasyonun tekrar yükselişe geçme durumu olduğunun altını çizdi. Bunlara ek olarak gelişmiş ülkelerin para genişlemesi yapacaklarını ve yurtdışından gelen sıcak paranın üretime dönüşmeyerek yeni bir tüketime tabi olacağını bu durumun ise faiz yükü oluşturabileceği öngörüsünde bulundu.

Konuşmasının sonlarına doğru krizin etkilerini en aza indirmek ve hızlı bir toparlanma süreci gerçekleştirmek için birtakım önerilerde bulunan Prof. Dr. Genç, uluslararası iş birliği yapılması gerektiğini, kapitalist düzende insanların fedakârlık yapmasının önemli olduğunu ve faizlerin yüksek tutulmaması gerektiğini ifade etti. Ayrıca insanların koruyucu şirketlere mi yoksa kar amacı güden şirketlere mi yöneleceğini, bunlara kimlerin karar vereceğini ve kimlerin yatırım yapacağını, kaynak dağılımının ulusal düzeyde ve uluslararası düzeyde nasıl olacağı gibi tartışılacak birçok soru olduğuna da dikkat çekti.

Her tehdit bir fırsattır, yeni çalışma metotları üretmek zorundayız

Her krizin beraberinde getirdiği birtakım fırsatlar bulundurduğuna değinen Prof. Dr. Genç, “Tabiatı değiştirmek yerine onunla birlikte çalışmalıyız. Her tehdit bir fırsattır, yeni çalışma metotları üretmek zorundayız ve bundan faydalanmalıyız” dedi. Alternatif pazarlar aramak zorunda olduğumuzu ve katma değeri yüksek olan sektörlere yönelmemizin büyün önem taşıdığını, özellikle bu sektörlerin; sağlık, teknoloji, ziraat alanları olabileceğine dikkat çekti. Teknolojiyi ise sınırlı kaynakları daha iyi ve yeni icatlara dönüştürme şeklinde kullanmamızın önemine vurgu yaptı.

Refah ekonomisinin insanı tembelleştirdiğini belirtirken, refah ve felah ekonomisi arasındaki farka dikkat çeken Prof. Dr. Genç, tabiatla savaşmadan tabiatın bizlere sunduğu nimetlerden faydalanan bir ekonomik model seçmemiz gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Genç, Türkiye’nin Müslüman bir ülke olarak felah ekonomisine yönlenmesi gerektiğini ifade ederek konuşmasını şu şekilde sonlandırdı; “Felah’ın kurtuluş anlamı var. Felah aynı zamanda ziraatçilik yapmak anlamına da geliyor. Yani tabiî olmak anlamına geliyor. Kuran-ı Kerim’de felah çok geçer. Felaha erenler iflah olanlar. Felah kavramına sözlükten baktığınız zaman nimetlerle beraber gelen kurtuluş olarak geçer. Bir krizden kurtuluyorsunuz onun sonucunda bir nimetle ödüllendiriliyorsunuz. Buna felah deniliyor Arapça’da. Biz de felah ekonomisinin peşinde koşmalıyız.

 

16 Mayıs 2020
187 kez görüntülendi